• 0 532 508 57 07
  • icelsoroptimistkulubu@gmail.com

İpek Ongun

İpek Ongun

  • 07 Ekim 2016

İmza günlerinde bana hep sorarlar, "neden sürekli kızlar için yazıyorsunuz?"

Benim cevabımsa şu sözlerdedir.

"Bir erkeği yetiştir, topluma bir birey kazandırırsın; bir kızı/kadını eğit, topluma bir aile kazandırırsın."

Toplumların geleceğini belirleyen, kuşakları yetiştiren kadınlardır. Bu nedenle kızlarımızın, kadınlarımızın sorgulayarak düşünebilen, ufku açık, eğitimli, kişilikli, kendi ayakları üstünde durabilen kadınlar olmaları çok önemli. Ailenin önündeki ilk ve en önemli model onlardır çünkü.

İşte ben, tam da bu nedenle hep genç kızlar için yazıyorum.

Sorgulayarak düşünebilmenin öneminin farkına varsınlar, istiyorum.

Okusunlar, meslek sahibi olsunlar.

Hiç kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üstünde durabilsinler, istiyorum.

Donanımlı, eğitimli, kültürlü bir aile ortamı oluşturabilsinler.

Böylece gelecek kuşaklara güzellikler sunabilsinler, istiyorum.

Eğitimli bir annenin çocuğu hayata hazırlıklıdır. Doğanın önemini kavramıştır, ağacı sever, yerlere çöp atmaz. Hayvanseverdir, onların hayatımıza ne hoş duygular kattığının farkındadır.

Sanatın, o durağan günleri nasıl da renklendirdiğini annesinden öğrenmiştir. Belki bir müzik aleti çalarak, belki bir konsere giderek, bir sergi gezerek ya da kendi resim yaparak, fotoğraf çekerek, heykel yontarak yaşamını anlamlandırır.

Kadınlarımızın kimisi bu tür güzellikleri evinde görmüştür, öğrenmiştir; kimiyse dağda birmiş gül misali, kendi kendini yetiştirmiştir.

Ve işte bu kadınlar sadece çocuklarını değil, ülkelerini de yükseklere taşırlar. Örnek mi istiyorsunuz, bir gelişmiş ülkelerin eğitimli kadınlarına ve o kadınların yaşadıkları ve yaşattıkları hayatlara bakın, bir de geri kalmış ülkelerin zavallı kadınları ve yaşanmamış ömürlerine.

Eğitimli bir kadın kızının yanı sıra oğlunu da uygar bir erkek olarak yetiştirir. Bunun yanı sıra iyi bir yurttaştır, haklarını savunur. Bilinçli kadınlar haklarına sahip çıkmazlarsa, çok şey kaybedeceklerini iyi bilirler. Bütün mesele, o düzeye ulaşabilmektir.

Hep dönüp dolaşıp oraya geliyorum.

Atamıza ve yaptıklarına…

Söylediklerine…

Yaşadıkça onu ne çok anıyoruz.

Onca yıl önce, onca sıkındı ve dert içinde, kadın hakları için çalışmıştı. Kadını kara çarşaftan kurtarıp, saygın bir kişiliğe kavuşturan, her türlü mesleğin önünü açan o, tiyatro sahnesine ilk Türk kadınını çıkaran o, ilk kadın pilotun yetiştirilmesini sağlayan o. Seçme ve seçilme hakkını veren yine o.

Şimdi bütün mesele bizlerin bize sunulmuş bu hakları kararlılıkla korumamız. Kendimiz için, kızlarımız, torunlarımız için.

İşte tüm bu düşüncelerin ışığında, tüm kadın derneklerinin çalışmaları çok önemli, saygıdeğer kişiler onlar.

Ve bu bağlamda, bizim çok değerli Mersin Soroptimist Kulübümüzün büyük bir özveriyle çalışan üyelerini, dünyanın on üçüncü, Türkiye'nin de üçüncü Sanal Kadın Müzesini kurmuş olmalarını da yürekten kutluyorum.

Mersin Sanal Kadın Müzesinin tüm kadınlarımıza ufuklar açacağına inanıyor, yolu açık olsun diyorum.

İpek Ongun