• 0 532 508 57 07
  • icelsoroptimistkulubu@gmail.com

MÜFİDE İLHAN

MÜFİDE İLHAN

  • 07 Eylül 2016

Meriç Alkan

“Müfide İlhan” deyince Nâzım Hikmet’in şu dizeleri geliyor akla:

Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı

Yetmişinde bile zeytin dikeceksin

Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil

Hastanede yatarken bile “Şimdi sırası mıydı bu hastalığın? Benim daha yapacak bir sürü işim var.” diyordu Müfide İlhan. Ölümünden kısa süre önce de Bodrum’da tüm gücünü toplayarak bir kadın milletvekili adayının toplantısına katılacak, ardından da, toplantının onu yoracağını söyleyenlere gayet zinde olarak, “Bakın, bu toplantı bana nasıl ilaç oldu.” diyecekti.

Türkiye, Müfide İlhan’ı “Türkiye’nin İlk Kadın İl Belediye Başkanı” olarak tanımıştı. Ama onu yalnızca bu kimliğiyle anımsamak yetmez. Müfide İlhan’ın en belirgin özelliği, daha çocukken kuruluşunu coşkuyla kutladığı Cumhuriyet’in kazanımlarını savunan; yüreği Atatürk sevgisiyle dolu, çağdaş ve aydın bir “Türk kadını” olmasıdır.

Müfide İlhan, 1911 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Mareşal Fevzi Çakmak’ın kardeşi olan babası Üstteğmen Nazif Bey Çanakkale Savaşı’nda şehit düşmüştü. İlk çocukluk yılları, on sekiz yaşında dul kalmış annesi Emine Hanım ve kardeşi ile birlikte İstanbul’da geçmişti. İşgal altındaki İstanbul’un acılarını, karartılmış geceleri, fırın önlerindeki ekmek kuyruklarında beklediği günleri kazımıştı o güçlü belleğine. Mareşal’ın çocuklarıyla birlikte ilkokula gittiği Ankara’da Atatürk’ün huzuruna çıkıp elini öptüğünde duyduğu mutluluğu da hiç unutmamıştır.

Orta öğrenimini Çamlıca Kız Lisesi’nde tamamlamıştır. Ardından Öğretmen Okulu’nu bitirip diplomasını aldığında Cumhuriyet’in bir öğretmenidir o artık.

Hemen İstanbul’da göreve başlar. Sonra evlenir, çocuklar doğurur, ama ne çalışmaktan vazgeçer, ne de okumaktan, öğrenmekten. Erzurum’da, Karaköse’de, Kırklareli’de ve Ankara’da öğretmenlik yapar. Eşinin görevi nedeniyle Berlin’e gittiklerinde Almanca ve pedagoji seminerlerine katılıp sertifikalar alır; Afganistan’da bulundukları süre içinde de Kabil’deki Türk çocuklarıyla ilgilenir.

Eşi Dr. Faruk İlhan Mersinli bir aileye mensuptur. 1946 yılında ailece Mersin’e yerleşirler. İkinci Dünya Savaşı bitmiş, Avrupa’da düzenler değişmiştir o günlerde. Türkiye’de de Demokrat Parti’nin kurulmasıyla çok partili döneme geçilmiş ve ülkeyi politika heyecanı sarmıştır. Önce Dr. Faruk İlhan’a politikaya atılması için öneri gelir, ama o ülkesine hekim olarak hizmet etmeye devamı yeğler. Aynı öneri Müfide İlhan’a geldiğinde o kabul eder ve Demokrat Parti saflarında yerini alır. Çok yoğun bir çalışma dönemidir o dönem. Müfide İlhan, coşkulu konuşmalarıyla dinleyenlerini etkileyen bir hatiptir.

14 Mayıs 1950 genel seçimlerini Demokrat Parti kazanır. Eylül ayında ise yerel seçimler vardır. Belediye başkanları o dönemde belediye meclisleri tarafından, kendi üyeleri arasından seçilmektedir. Mersin’in Belediye Meclisi’ne seçilmiş uygar beyleri de tercihli oylar nedeniyle en çok oyu alarak liste başında bulunan Müfide İlhan’ın hakkını yemezler ve onu belediye başkanı seçerler.

Bu görev bir yıl sürer ve Müfide İlhan bu yılı gece gündüz çalışarak geçirir. Ama çevreden onu ödün vermeye zorlayan baskılar artmaya başlayınca “Beni siz seçtiniz, görevden de siz alabilirsiniz. Ama bu canı Allah verdi. Ölünceye kadar da ülkeme hizmetten kimse beni alıkoyamaz.” der ve istifa eder. Bir süre sonra da partisinden ayrılır.

Müfide İlhan Demokrat Parti’den ayrılmasının ardından Mersin’de kendisi gibi düşünen arkadaşlarıyla birlikte “Müstakilleri Destekleme Cemiyeti” adlı bir dernek kurar ve bir süre “Mücadele” adlı bir dergi çıkarır. Ama o arada eşi İzmit’e atanır ve kendisi de çocuklarıyla birlikte ardından gider. Orada da Türk Kadınlar Birliği İzmit Şubesi’ni kurar. Eşinin Ankara’ya atanmasından sonra da dernek çalışmalarını orada sürdürür. Ayrıca bir özel okulun kurulmasında görev alır ve bağımsız olarak tekrar politikaya atılmayı dener.

Müfide İlhan, kendisine bir ömür boyu hoşgörüsü ile destek vermiş olan eşini 1967 yılında yitirir. Çocukları da zaten büyüyüp evden ayrılmışlardır. Müfide İlhan büyük üzüntüsünü içine gömer ve o sırada Almanya’da okumakta olan en küçük kızının yanına gider. Orada önce Almancasını tazeler, ardından da gerekli sınavı verip Alman Hükümeti’nin Türk çocuklarını Alman okullarına hazırlama programı kapsamında öğretmen olarak göreve başlar. Bu başlangıcı yaptığında Müfide İlhan altmış yaşındadır, ama hâlâ o çok sevdiği Türk insanına hizmet etmek istemektedir. On yıl süresince yalnız çocukları eğitmekle kalmaz, aynı zamanda aileler için de her konuda destek buldukları bir dayanak olur. Hep yüreğinde taşıdığı Atatürk sevgisini gurbetteki Türk çocuklarına aşılama imkânı bulmuş olması da onu ayrıca mutlu etmiştir.


Almanya’da bulunduğu 1968-81 yılları arasında Türkiye’deki olayları da yakından izler ve etkili olabileceğine inandığı kişilere düşüncelerini anlatan mektuplar yazar. Türkiye’ye döndüğünde İstanbul’a yerleşir. Dostlarının önerisiyle tekrar politika ile ilgilenmeye niyetlenirse de bu gerçekleşemez. Ama o hâlâ bir şeyler yapmak istemektedir. Tekrar derneklerle ilgilenmeye başlar. O sırada İstanbul’da Mersin Liselileri Derneği kurulmuştur. Bu derneğe katılır ve böylece 1985 yılından sonraki dönem onun Mersin ile tekrar buluştuğu ve genç kuşak Mersinlilerin de onu tanıdığı dönem olmuştur.

Müfide İlhan 1995 yılının sonbaharında bir etkinlik için Mersin’e geldiğinde hastadır. Ama bir parka adının verilmesi onu çok mutlu eder ve hastalığı parkın açılışında her zamanki gibi coşkulu bir konuşma yapmasını engelleyemez.

Müfide ilhan 28 Ocak 1996 tarihinde Bodrum’da, çocuklarının yanında hayata veda eder ve orada toprağa verilir.

Mersin’de bir mahalleye ve bir ilköğretim okuluna Müfide İlhan’ın adı verilmiş; Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından da heykeli dikilmiştir. Ama bütün bunların ötesinde Müfide İlhan insan ve ülke sevgisi; iyi bir insan, iyi bir vatandaş olmanın gerekleri; yaşama sevinci ve genç kalarak yaşlanabilmenin güzelliği gibi kavramları çağrıştırarak hatırlanacaktır..