• 0 532 508 57 07
  • icelsoroptimistkulubu@gmail.com

SELMA MERZECİ YAĞCI

SELMA MERZECİ YAĞCI

  • 23 Aralık 2016

Mersin Uluslararası Müzik Festivali Yürütme Kurulu Başkanı
Mersin Polifonik Korolar Derneği Yürütme Kurulu Başkanı

Bugünü Kurup, Yarını Işıldatanlar

Kendini, Mersin’in sosyo-kültürel gelişimine olduğu kadar, çocukların, gençlerin ve dahi genç kızların yarınlarına da adayan, pek çok iltifatın yetersiz kalacağı parıltılı bir isim; Selma Merze Yağcı. Hal böyle, böyle ama Türk Tasavvufu’nda, “Marifet İltifata Tabidir” diye de bir söz var. Bu sözden çıkartılacak anlam, marifet sahibini alkışlamak gerektiğidir. Tüm Mersinlilerin yürekten alkışları, özençleri, hepimizin ablası Selma Merze Yağcı’ya.


Selma Merze Yağcı, Mersin Doğumludur. Mersin’in eski ve bilinen ailelerinden biri olan Merzeci ailesinin 33 torunundan biridir. Silifke kadısı Kadı Tahsin Merzeci’nin oğlu Sami Merze’nin 4. çocuğudur. Çocukluğunu geçirdiği yıllar, aynı zamanda Mersin’e karekterini de kazandıran yıllardır. Dolayısıyla kendisine Mersin’in sosyal yaşam tarihçisi dersek yanılmamış oluruz. Onu yaratan koşulları, Mersin’e olan katılımının boyutlarını, Mersin’in eşsiz arşivine ışık tutması açısından kendisine sorduk.


Nuran Kurtuluş: Selma ablacığım, adınızı pek çok platformda duymak mümkün. Şehir tiyatrosundaki geçmişiniz, Mersin Uluslararası Müzik Festivali ve hepsinden önemlisi, çok sesli müziği Polifonik Korolar Derneği aracılığıyla kurumsallaştırmanız başlıca bilinen ve öncülüğünüzde yaratılan değerlerdir. Her kim sizi yakından tanısa, gecikmişlik duygusunu derinden hisseder. Çevresini böylesine ışıtan, bir söyleşiye sığmayacak derinlikteki yaşamınız, umarım bir gün kitaplaşarak yarınlara ışık tutar. Size öncelikle şunları sormak isterim; kanaat önderi olarak Selma Yağcı kimdir? Bunca işi bir arada yapma cesaretini elde etmek için nelerden etkilendiniz, kişisel anlamda para, mevki elde etmek yerine, ki aileniz ve aldığınız eğitim buna oldukça müsait; Siz toplumsal gelişimden yana geliştirdiğiniz kişiliğinizle sosyal yücelime katıldınız. Neler söylemek istersiniz?


Selma Yağcı: Ailesinin şımartılarak büyüyen son çocuğudur. Tesadüfen dünyaya geldiğimi düşünüyorum. Annem öğretmendi ve beni 41 yaşında dünyaya getirdi. Özelliklerim ailemdekiler için hiçbir zaman önem taşımadı. Çok sevildim. Çok şımartıldım. Her ne kadar şu günlerdeki görünümüm ciddi, zaman zaman sert, oldukça dominant ise de ben aslında hiç de öyle değilim. Bana vereceğiniz en büyük ceza beni sevmemenizdir. Sorduğunuz soruya vermem gereken yanıt ise genelde etkinlik açılışında hep söylediğim şeydir. Dünyaya gelmişseniz ihtiyacı olanları fark edeceksiniz. Onlara dokunarak bunu göstereceksiniz. İki lokma ekmeğiniz varsa ve biri ile doyuyorsanız ikincisini olmayana ve karşılıksız vereceksiniz. Bu da yoksa hepimizde olan şeyi yani sevginizi paylaşacaksınız. Son nefesinize kadar da üreteceksiniz. Bunların hepsi hiç karşılık beklemeden yapılmalı. Tüm dünya insanı eşittir. Değişik nedenlerden oluşan farklılıklar düşünülmemeli bile.


Nuran Kurtuluş: Bunca bilginin ışığında; toplumsal belleğimden silinmeyecek izleri şimdiden bıraktınız. Sayısız projelerin hayata geçmesine katkıda bulunduğunuz, bir o kadar da içinde bulunduğunuz ve liderliğini yaptığınız projeler, Mersin’e olgusal değerler katmıştır. Sizi böylesine ışıltılı kılan şey nedir? Kendinize örnek aldığınız isimler oldu mu? Onların yaşamınıza ve kişiliğinize katkıları nelerdir?

Selma Yağcı: Yaptığımız her işi yaşadığımız kent için, ülkemiz için ve dünya için yaparız. Bahsedilen ışıltılar da bence bizim için değil, onlar içindir. Tabiî ki etkisinde kaldığım kişiler var. Birincisi bir dönemin öğretmenler öğretmeni seçilen annem Macide Merze. Sonra bir çoğunuzun tanıdığı ablam psikolog yazar Suna Tanaltay, süt ağabeyim Mersin’in yetiştirdiği uluslararası tanınan kompozitör Prof. Nevit Kodallı ile ortaokul ve lisede çoksesliliği bizlere tanıtan, İstiklal Marşımızı yönetmeyi öğreten müzik öğretmenimiz Hikmet Hazar hocam.


Nuran Kurtuluş: Sayın Yağcı, ülkemizde bir kadın olarak sosyal yaşama katılımın zorluklarını biliyoruz. Fakat gördüğüm kadarıyla veya sizinle sohbetlerimizden çıkarttıklarım doğrultusunda, hep desteklenmiş, cesaretlendirilmiş bir kadın olduğunuzu söylersem yanılmamış olacağım. Bunda temel etken, modern bir aile yapısına sahip olmanızdır diye düşünüyorum. Umarım yanılmıyorumdur. Serüveninizde, kadın olmanınız zorluklarını yaşadınız mı, neler söylemek istersiniz?


Selma Yağcı: Hayır hiç yaşamadım. Ailemden bu konuda hep destek aldım. Zaten öyle bir annemiz vardı ki; ona yetişmek mümkün değildi. Ama diyebilirim ki en büyük desteği sevgili eşim Ahmet Yağcı’dan aldım. Yaptığım tüm çalışmaların hepsinde onun eli, emeği ve yüreği var. Çok yakın zamanda ayrıldı aramızdan. O günden beri kendimi yarım hissediyorum. Umarım gittiği yerden de uzatır bana elini…


Nuran Kurtuluş: Mersin’de pek çok kadının yaşamına dokunarak hayatlarına renk kattınız, onların yaşama sevinci çoğalttınız. Bununla beraber sizin yaşamınız da bundan etkilenmiştir. Sosyal kişiliğinizin getirdiği bu durum, hayallerinizi gerçekleştirmede engel olmuş mudur? Daha doğrusu, gerçekleştiremediğiniz hayalleriniz var mıdır?
Selma Yağcı: Tabiî ki var. Üniversitedeyken Ayla ve Beklan Algan’la birlikte çalıştığım tiyatro kurslarından sonra onlarla birlikte profesyonel olarak bu işe devam edememek. Çok istediğim halde bir enstrüman çalamamak, çok daha fazla kişiye ulaşamamak, kucaklayamamak, onların tümünün sıkıntısına çare bulamamak.


Nuran Kurtuluş: Bir Mersin sevdalısı olarak araya sıkıştırmadan edemeyeceğim; çocukluğunuz Mesudiye mahallesinde geçmiş. Elbette mahallenin şimdiki durumu, beton ve düzensiz şehirleşmeyle birlikte içler acısı hali gözler önünde. Bize çocukluğunuzun Mersin’inden bahseder misiniz?


Selma Yağcı: İnsanların sıcak yaz akşamlarında kapılarının önünü sulayarak komşularıyla birlikte oturup sohbet ettiği geceler. Birbirlerine yaptıkları güzel yemekleri mahalleli dostlarına ikramları. Emine Hanım teyzeler, Sacide ablalar ve diğerleri. Pakize abla tarardı ve örerdi uzun saçlarımı her gün okula gitmeden önce. Haftanın belli sıcak gecelerinde evimizin önünde bekleyen kamyonla Viranşehir’e giderdi tüm mahallelimiz, serin rüzgarlarla buluşmak için. Kapının önünde oturup hep aynı şarkıyı söylediğim günleri de unutmam hiç “ Süpürgesi yoncadan Eminem. Gayet beli inceden oy” Şarkının her bitişinde içeriye bakar ve Nevit Ağabeyim “beni mutlaka fark etmiştir” diye düşünürdüm. Ama hiç fark etmedi…


Nuran Kurtuluş: “İşleyen Işıklar- 60 Yaş Üstü Başarılı İş Kadınları” ödülünü de aldınız. Bu ödül, bizlere hayatınız hakkında çok önemli bir özet de sunuyor. Buradan sizi takip eden genç kadınlara iletmek isteğiniz mesajlarınız nelerdir?


Selma Yağcı: Zaman kaybetmeden anlarını yaşasınlar. Olabildiğince üretsinler, paylaşsınlar ve bunu karşılık beklemeden yapsınlar. Bir gün gelir ki katlanarak döner birçok şey onlara…

Nuran Kurtuluş: Hayat, sevdiklerinizin tanıklığını tutmaktır. Sizinle aynı kentte yaşayıp, tanıklığınızı tutmak bizleri gönendiriyor. Yüreklerimizde derlediğimiz sevgiden çiçekleri kabul etmemiz dileklerimizle, çok teşekkür ederiz. Daha nice uzun ve sağlıklı ömürler sizlerin olsun. Yeni sosyal projelerde buluşabilmek dileğiyle, son olarak neler söylemek istersiniz?
Selma Yağcı: Herkes farklı tarihlerde doğar. Yıllar hızla geçer. Sayfalar çevrilir. Ama sizinle paylaşmak isterim ki insanın yürek yaşı hiç büyümez. Dediğim gibi yaşamak paylaşma, üretme, karşılıksız verme ve olabildiğince sevmek… İşte budur bence yaşam.