SELMA MERZECİ YAĞCI

SELMA MERZECİ YAĞCI

  • 23 Aralık 2016

Mersin Uluslararası Müzik Festivali Yürütme Kurulu Başkanı
Mersin Polifonik Korolar Derneği Yürütme Kurulu Başkanı

Bugünü Kurup, Yarını Işıldatanlar

Kendini, Mersin’in sosyo-kültürel gelişimine olduğu kadar, çocukların, gençlerin ve dahi genç kızların yarınlarına da adayan, pek çok iltifatın yetersiz kalacağı parıltılı bir isim; Selma Merze Yağcı. Hal böyle, böyle ama Türk Tasavvufu’nda, “Marifet İltifata Tabidir” diye de bir söz var. Bu sözden çıkartılacak anlam, marifet sahibini alkışlamak gerektiğidir. Tüm Mersinlilerin yürekten alkışları, özençleri, hepimizin ablası Selma Merze Yağcı’ya.


Selma Merze Yağcı, Mersin Doğumludur. Mersin’in eski ve bilinen ailelerinden biri olan Merzeci ailesinin 33 torunundan biridir. Silifke kadısı Kadı Tahsin Merzeci’nin oğlu Sami Merze’nin 4. çocuğudur. Çocukluğunu geçirdiği yıllar, aynı zamanda Mersin’e karekterini de kazandıran yıllardır. Dolayısıyla kendisine Mersin’in sosyal yaşam tarihçisi dersek yanılmamış oluruz. Onu yaratan koşulları, Mersin’e olan katılımının boyutlarını, Mersin’in eşsiz arşivine ışık tutması açısından kendisine sorduk.


Nuran Kurtuluş: Selma ablacığım, adınızı pek çok platformda duymak mümkün. Şehir tiyatrosundaki geçmişiniz, Mersin Uluslararası Müzik Festivali ve hepsinden önemlisi, çok sesli müziği Polifonik Korolar Derneği aracılığıyla kurumsallaştırmanız başlıca bilinen ve öncülüğünüzde yaratılan değerlerdir. Her kim sizi yakından tanısa, gecikmişlik duygusunu derinden hisseder. Çevresini böylesine ışıtan, bir söyleşiye sığmayacak derinlikteki yaşamınız, umarım bir gün kitaplaşarak yarınlara ışık tutar. Size öncelikle şunları sormak isterim; kanaat önderi olarak Selma Yağcı kimdir? Bunca işi bir arada yapma cesaretini elde etmek için nelerden etkilendiniz, kişisel anlamda para, mevki elde etmek yerine, ki aileniz ve aldığınız eğitim buna oldukça müsait; Siz toplumsal gelişimden yana geliştirdiğiniz kişiliğinizle sosyal yücelime katıldınız. Neler söylemek istersiniz?


Selma Yağcı: Ailesinin şımartılarak büyüyen son çocuğudur. Tesadüfen dünyaya geldiğimi düşünüyorum. Annem öğretmendi ve beni 41 yaşında dünyaya getirdi. Özelliklerim ailemdekiler için hiçbir zaman önem taşımadı. Çok sevildim. Çok şımartıldım. Her ne kadar şu günlerdeki görünümüm ciddi, zaman zaman sert, oldukça dominant ise de ben aslında hiç de öyle değilim. Bana vereceğiniz en büyük ceza beni sevmemenizdir. Sorduğunuz soruya vermem gereken yanıt ise genelde etkinlik açılışında hep söylediğim şeydir. Dünyaya gelmişseniz ihtiyacı olanları fark edeceksiniz. Onlara dokunarak bunu göstereceksiniz. İki lokma ekmeğiniz varsa ve biri ile doyuyorsanız ikincisini olmayana ve karşılıksız vereceksiniz. Bu da yoksa hepimizde olan şeyi yani sevginizi paylaşacaksınız. Son nefesinize kadar da üreteceksiniz. Bunların hepsi hiç karşılık beklemeden yapılmalı. Tüm dünya insanı eşittir. Değişik nedenlerden oluşan farklılıklar düşünülmemeli bile.


Nuran Kurtuluş: Bunca bilginin ışığında; toplumsal belleğimden silinmeyecek izleri şimdiden bıraktınız. Sayısız projelerin hayata geçmesine katkıda bulunduğunuz, bir o kadar da içinde bulunduğunuz ve liderliğini yaptığınız projeler, Mersin’e olgusal değerler katmıştır. Sizi böylesine ışıltılı kılan şey nedir? Kendinize örnek aldığınız isimler oldu mu? Onların yaşamınıza ve kişiliğinize katkıları nelerdir?

Selma Yağcı: Yaptığımız her işi yaşadığımız kent için, ülkemiz için ve dünya için yaparız. Bahsedilen ışıltılar da bence bizim için değil, onlar içindir. Tabiî ki etkisinde kaldığım kişiler var. Birincisi bir dönemin öğretmenler öğretmeni seçilen annem Macide Merze. Sonra bir çoğunuzun tanıdığı ablam psikolog yazar Suna Tanaltay, süt ağabeyim Mersin’in yetiştirdiği uluslararası tanınan kompozitör Prof. Nevit Kodallı ile ortaokul ve lisede çoksesliliği bizlere tanıtan, İstiklal Marşımızı yönetmeyi öğreten müzik öğretmenimiz Hikmet Hazar hocam.


Nuran Kurtuluş: Sayın Yağcı, ülkemizde bir kadın olarak sosyal yaşama katılımın zorluklarını biliyoruz. Fakat gördüğüm kadarıyla veya sizinle sohbetlerimizden çıkarttıklarım doğrultusunda, hep desteklenmiş, cesaretlendirilmiş bir kadın olduğunuzu söylersem yanılmamış olacağım. Bunda temel etken, modern bir aile yapısına sahip olmanızdır diye düşünüyorum. Umarım yanılmıyorumdur. Serüveninizde, kadın olmanınız zorluklarını yaşadınız mı, neler söylemek istersiniz?


Selma Yağcı: Hayır hiç yaşamadım. Ailemden bu konuda hep destek aldım. Zaten öyle bir annemiz vardı ki; ona yetişmek mümkün değildi. Ama diyebilirim ki en büyük desteği sevgili eşim Ahmet Yağcı’dan aldım. Yaptığım tüm çalışmaların hepsinde onun eli, emeği ve yüreği var. Çok yakın zamanda ayrıldı aramızdan. O günden beri kendimi yarım hissediyorum. Umarım gittiği yerden de uzatır bana elini…


Nuran Kurtuluş: Mersin’de pek çok kadının yaşamına dokunarak hayatlarına renk kattınız, onların yaşama sevinci çoğalttınız. Bununla beraber sizin yaşamınız da bundan etkilenmiştir. Sosyal kişiliğinizin getirdiği bu durum, hayallerinizi gerçekleştirmede engel olmuş mudur? Daha doğrusu, gerçekleştiremediğiniz hayalleriniz var mıdır?
Selma Yağcı: Tabiî ki var. Üniversitedeyken Ayla ve Beklan Algan’la birlikte çalıştığım tiyatro kurslarından sonra onlarla birlikte profesyonel olarak bu işe devam edememek. Çok istediğim halde bir enstrüman çalamamak, çok daha fazla kişiye ulaşamamak, kucaklayamamak, onların tümünün sıkıntısına çare bulamamak.


Nuran Kurtuluş: Bir Mersin sevdalısı olarak araya sıkıştırmadan edemeyeceğim; çocukluğunuz Mesudiye mahallesinde geçmiş. Elbette mahallenin şimdiki durumu, beton ve düzensiz şehirleşmeyle birlikte içler acısı hali gözler önünde. Bize çocukluğunuzun Mersin’inden bahseder misiniz?


Selma Yağcı: İnsanların sıcak yaz akşamlarında kapılarının önünü sulayarak komşularıyla birlikte oturup sohbet ettiği geceler. Birbirlerine yaptıkları güzel yemekleri mahalleli dostlarına ikramları. Emine Hanım teyzeler, Sacide ablalar ve diğerleri. Pakize abla tarardı ve örerdi uzun saçlarımı her gün okula gitmeden önce. Haftanın belli sıcak gecelerinde evimizin önünde bekleyen kamyonla Viranşehir’e giderdi tüm mahallelimiz, serin rüzgarlarla buluşmak için. Kapının önünde oturup hep aynı şarkıyı söylediğim günleri de unutmam hiç “ Süpürgesi yoncadan Eminem. Gayet beli inceden oy” Şarkının her bitişinde içeriye bakar ve Nevit Ağabeyim “beni mutlaka fark etmiştir” diye düşünürdüm. Ama hiç fark etmedi…


Nuran Kurtuluş: “İşleyen Işıklar- 60 Yaş Üstü Başarılı İş Kadınları” ödülünü de aldınız. Bu ödül, bizlere hayatınız hakkında çok önemli bir özet de sunuyor. Buradan sizi takip eden genç kadınlara iletmek isteğiniz mesajlarınız nelerdir?


Selma Yağcı: Zaman kaybetmeden anlarını yaşasınlar. Olabildiğince üretsinler, paylaşsınlar ve bunu karşılık beklemeden yapsınlar. Bir gün gelir ki katlanarak döner birçok şey onlara…

Nuran Kurtuluş: Hayat, sevdiklerinizin tanıklığını tutmaktır. Sizinle aynı kentte yaşayıp, tanıklığınızı tutmak bizleri gönendiriyor. Yüreklerimizde derlediğimiz sevgiden çiçekleri kabul etmemiz dileklerimizle, çok teşekkür ederiz. Daha nice uzun ve sağlıklı ömürler sizlerin olsun. Yeni sosyal projelerde buluşabilmek dileğiyle, son olarak neler söylemek istersiniz?
Selma Yağcı: Herkes farklı tarihlerde doğar. Yıllar hızla geçer. Sayfalar çevrilir. Ama sizinle paylaşmak isterim ki insanın yürek yaşı hiç büyümez. Dediğim gibi yaşamak paylaşma, üretme, karşılıksız verme ve olabildiğince sevmek… İşte budur bence yaşam. 



Chairwoman of Executive Council of Mersin International Music Festival
Chairwoman of Executive Council of Mersin Polyphonic Choruses

Among those who build today and enlighten tomorrow

Selma Merze Yagci is a brillant person, for whom many compliments won’t suffice – who dedicated her life to the future of children, youth and genius girls; as well as the socio-cultural development of Mersin. The situation being this, there is  a saying in Turkish Sufism: “Skill is subject to the compliment.” The meaning to be derived from this saying is that it is necessary to clap the person who has a merit. All people in Mersin deeply appreciate our sister Selma Merze Yagci.

Selma Merze Yagci was born in Mersin. She is one of the 33 grandchildren of Merzeci family, which is one of the old and known families of Mersin. She is the fourth kid of Sami Merze who was son of Tahsin Merzeci  who was the kadi of Silifke. The years she spent her childhood are also the years which rendered Mersin its character. So, if we call her as Mersin’s social life historian; it won’t be a bad definition. We asked her the conditions that shaped it, the dimensions of the participation to Mersin; in order to enlighten unique archive of Mersin.

Nuran Kurtulus: My elder sister, Selma, it is possible to hear your name in many platforms. Your history in city theatres; your institutionalisation of Mersin International Music Festival and most importantly, the Poliphonic Choruses Association via your leadership – are the assets formed by you. Whoever gets to know you closer, deeply feels the sense of belatedness. I hope that your life which can not be sufficiently summarized in a conversation; which is brilliant – can be made into a book to shed light to the future. Initially, I want to ask you: who is Selma Yagci as an opinion leader? From what were you influenced to find the courage, in order to carry out so many works at the same time? Rather than trying to attain personal money and rank; for which you have aboundant chances due to your family and the education you got  –  you have participated the social exalting with your character which you developed for social development. What would you like to say?

Selma Yagci: She is the last child of her family who was raised by being spoiled. I think I was born in the world, as a coincidence. My mother was a teacher and she delivered me at the age of 41. My traits never had any significance for my family members. I was loved so much. I was spoiled so much. Although my current outlook is serious, occasionally harsh and quite dominant; indeed I am not so. Your greatest punishment to give me is: “not loving me”.  And the answer I should give to your question is the sentence that I repeatedly say at the activity openings, generally. If you have come to this world, you should notice those who are needy. You should show this by touching their lives. If you have two loaves bread and if you get fed with one; then you should give away the other loaf to the person in need, freely. If you cannot do this, then you should give your affection which we all have within. And your heart must produce this affection until your last breath. All of these must be done without expecting anything in return from someone. All humans in the world are equal. The differences stemming from various reasons should even not be considered.

Nuran Kurtulus: In the light of such knowledge, you have already kept remaining marks in my social memory. The numerous projects that you strived to contribute; and the projects which you contributed by being in it directly and assumed the leadership role – have added phenomenal value to Mersin. What makes you so brilliant? Is there anybody that you took as model? What are the contributions of these people to your life and personality?

Selma Yagci: We do all what we do, for the city, country and world we live in. The mentioned glitters are not for us; for them. Of course, there are people whom I was influenced by. First of all is my mother Macide Merze who was chosen as teacher of the teachers, for a period. Then comes my psychologist writer elder sister Suna Tanaltay whom many of you are familiar with; and also my milk sibling Prof. Nevit Kodalli who is an internationally known composer and our music teacher Hikmet Hazar who taught us how to guide our National Anthem and she also taught us about multivocality in secondary and high school.

Nuran Kurtulus: Dear Yagci, we know the difficulties of participating the social life in our country, as a woman. But as far as I see, or as far as I can foresee depending our conversation with you; it won’t be a bad guess to call you as a woman who has always been supported and encouraged. I think that the main reason for this is your modern family structure. I hope my guess is not wrong. Did you have the hardships of being a woman, in your adventure? What do you want to say?

Selma Yagci: No, I never experienced. I was always supported by my family. After all, I had such a mother that it was not possible to reach her level. However, I can say that I was best supported by my dear husband Ahmet Yagci. He contributed to all of my endeavours, with his heart and labour. He deceased very recently. I have been feeling myself half-empty, since then. I hope that he can help me from where he is …

Nuran Kurtulus: By touching the lives of many women in Mersin, you coloured up their lives and you multiplied their life joy. Your life must also have been affected from this situation. Did “this situation that your social personality brings” make an obstacle in achieving your dreams? To be more precise; do you have dreams that you have not been able to achieve? 

Selma Yagci: Of course. I have. Not being able to professionally continue the theatre courses which I worked with Ayla and Beklan Algan while at university. Not being able to play an instrument, though I want to do so very much. Not being able to reach much more people; not being able to help them and not being able to solve all of their problems.

Nuran Kurtulus: As a Mersin enthusiast, I must mention that: your childhood was spent in Mesudiye neighbourhood. Of course, the present situation of the neighbourhood is terrible, with the irregular concrete urbanisation. Could you please tell us about your childhood?

Selma Yagci: The evenings when humans water in front of their houses in hot summer and their having conversations with their neighbours at the nights. Their reciprocal offerings of the good meals to their neighbours. Lady Emine, Lady Sacide and all others. Every day, before I went to school, Lady Pakize would comb my hair and plait my long hair. In order to meet the cool winds, all our neighbours would go to Viransehir on some hot days of the week, with the truck which was waiting in front of our house. I never forget the days, on which I sat on the threshold of the door and sang songs. When I was saying these songs, I was looking inside the house and expecting that my elder brother Nevit would notice me. But he never noticed me …

Nuran Kurtulus: You were awarded “Shining Glitter –  60 age over Successful Businesswoman” reward. This reward provides us a very important summary regarding your life. What are your messages to the young women who follow you?

Selma Yagci: They should live their moments without wasting any time. They should produce and share how much they can do and they must do this without expecting something in return from somebody. One day what they do will return them, by fold…

Nuran Kurtulus: Life is to witness of your beloved. Living in the same city with you and to witness you – pleases us. We thank you so much and hope that you accept the flowers we picked from our hearts to provide you. I wish you a nice, long and healthy life. With the hopes to be able to meet in new social projects, what do you want to say lastly?

Selma Yagci: Everyone is born at different dates. The years pass by, fast. The pages are turned. But I want to share with you that human’s heart-life never gets older. As I said, living is sharing, producing, giving something without expecting something else in return and loving as much as you can… According to me, that’s the life.